Archive for Özlü söz

Akıl’la konuşma

Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.

Zaman

Yaşamanı akla uydurman gerek,
Ama bilemezsin akla ugun olan nedir;
Bereket, eli çabuktur Zaman Usta’nın,
Başına vura vura sana da öğretir.

Yüreğini uydur aklına

Kim yüreğini uydurduysa aklına
Bir anını yitirmedi bu dünyada;
Ya Tanrı uğruna emek verdi candan
Ya rahatını aradı buldu şarapta.

Ne dünyayı bilir, ne kendini

Rintlerin yolunda kendini unut;
Namazın, orucun kökünü kurut;
Öğütlerin iyisini Hayyam’dan işit:
Şarap iç, yol kesme, yoksulları tut.

Bu uçsuz bucaksız dünya içinde, bil ki,
Mutlu yaşamak iki türlü insana vergi:
Biri iyinin kötünün aslını bilir,
Öteki ne dünyayı bilir, ne kendini.

Sensiz içtiğimiz su bile haram

Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni tek korkutan.

En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;
İyilik seven kötülük edemez zaten.
Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:
Düşmanınsa dostun olur iyilik edersen.

Deniz, deniz olduğu için dalgalanır,
Çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helali karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.

Para

Aklı olan paraya değer vermez,
Ama parasız dünya da çekilmez;
Eli boş menekşe boynunu büker,
Gül altın kasede gülmezlik etmez.

Benim sevmem de böyle

Cenneti ibadetle kazanacaksam,
Senin ne cömertliğin kalır bu işte?

Aşk bir beladır, ama Tanrı’dan gelme
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize her şeyi yaptıran kendi madem;
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?

Sensiz camide, namazda işim ne?
Seninle buluşma yerim meyhane.
Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı:
İstersen kaldır at cehennemine.

Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz.
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?

Bayramları süsler yüzün

Sevgili, bir başka güzelsin bugün;
Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün.
Güzeller bayram günleri süslenir:
Seninse bayramları süsler yüzün.

Can gözünü açınca

Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi.
Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli.
Can gözünü açınca görüyor ki insan
En büyük düşmanıymış en çok güvendiği.

Aşk tavlasında hileye kaçma

Gönül, her an sevdiğinin kapısında ol;
Her istediğini onda ara, onda bul.
Aşk tavlasında hileye kaçma kalleşçe;
Koy canını ortaya, soyulursan soyul.

Sevgili, sırlarına eren gönül nerde?
Sözlerinin tekini duyan kulak nerde?
Gece gündüz serilirsin de karşımıza:
Yüzünü bir kez gören mutlu göz nerde?

Yarına kanmayalım biz

İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı
Öbür cennete ya girer, ya giremezsin.

İki gün var ki bu dünyada, bence ha var ha yok:
Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki.

Dostum, gel yarına kanmayalım biz
Bu dünyadan, o dünyadan bana ne!

Yok bil kendini, özgür ol da yaşa

Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.

Sonu yokluk madem bu dünyamızın
Yok bil kendini, özgür ol da yaşa.

Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma
Çıkma kendinden dışarı, serseri olma
Kendi içine sefer et erenler gibi
Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.

Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun
Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun
Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan’ın
Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun.

Yüce varlık bize bir beden verince
Sevmesini öğretti her şeyden önce.

Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.

Evrenin özü doğruluk olaydı

Bir elde kadeh, bir elde Kuran
Bir helaldir işimiz, bir haram
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!

Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?

Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık
Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık.
Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi:
Oruç gemi ağızlarından çıkar, yazık!

Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde.

Böyle mi yaşardı iyiler dünyada,
Evrenin özü doğruluk olaydı?

Sandıktayız hepimiz

Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.

Mum ışığı yayan bilginler

Ne bilginler geldi, neler buldular!
Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar.
Hangisi yarıp geçti bu karanlığı?
Birer masal söyleyip uykuya daldılar.

Hür insan

Şu serviyle süsen neden dillere destan?
Neden hep onlara benzetilir hür insan?
Birinin on dili var boşboğazlık etmez,
Ötekinin yüz eli var el açmaz, ondan!

Gizli dilek

Bilgenin yüreğinde her dilek,
Anka kuşu gibi gizli gerek.
Damla nasıl inci olur denizde:
Sedefler içinde gizlenerek.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: