Yetmiş iki ayrı millet, bir o kadar da din!
Tek kaygısı seni sevmek benim milletimin;
Kafirlik, müslümanlık neymiş; sevap, günah ne?
Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.
Archive for En Beğendiklerim
Araya dolambaçlar girmesin
Boş
Dünya “muhdes” mi “kadim” mi diye tartışmak boş:
Ben gittikten sonra ha “muhdes” olmuş ha “kadim”!
Ta baştan gereği düşünülmüş her şeyin
Neden boşuna uğraşır, dertlenir insan?
Kendimi düzeltmeğe nasıl varsın elim:
Senden güzelini yapmak bana mı kalmış!
Özgürlüğe ermiş, sarhoş olmuşuz birlikte.
Kimse bilmez
Bulut geçti, göz yaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
Seher yeli eser, yırtar eteğini gülün;
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
Kimse bilmez, kimse bilmez.
[Zuhal Olcay'ın söylediği haliyle]
Yüreğini uydur aklına
Kim yüreğini uydurduysa aklına
Bir anını yitirmedi bu dünyada;
Ya Tanrı uğruna emek verdi candan
Ya rahatını aradı buldu şarapta.
Sensiz içtiğimiz su bile haram
Ölmemek elimizde değil ki bizim:
İyi yaşamamak beni tek korkutan.
En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;
İyilik seven kötülük edemez zaten.
Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:
Düşmanınsa dostun olur iyilik edersen.
Deniz, deniz olduğu için dalgalanır,
Çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helali karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram.
Sevip de yanmaktan kaçma
Dostunu erkekçe seven kişi
Pervane gibi özler ateşi:
Sevip de yanmaktan kaçanların
Masal anlatmaktır bütün işi.
Gerçekten sevdin mi?
Bedeninde et, kemik, sinir kaldıkça,
Dünyadaki yerini bil, kendinden şaşma.
Düşmanın Zaloğlu Rüstem olsa ger göğsünü,
Dostun Karun olsa iyilik altında kalma.
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.
Şarap benlik kaygusu bırakmaz sende
Çözülmedik bir düğüm kalmaz beyninde
İblis bir kadeh şarap içmiş olaydı,
Secdeye yatardı Adem’in önünde.
Benim sevmem de böyle
Cenneti ibadetle kazanacaksam,
Senin ne cömertliğin kalır bu işte?
Aşk bir beladır, ama Tanrı’dan gelme
Halk neden karşı kor Tanrı emrine?
Bize her şeyi yaptıran kendi madem;
Kulu sorguya çekmenin alemi ne?
Sensiz camide, namazda işim ne?
Seninle buluşma yerim meyhane.
Benim sevmem de böyle, yüce Tanrı:
İstersen kaldır at cehennemine.
Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
Ne önümüz belli, ne sonumuz.
Kim varsa bilen, çıksın söylesin:
Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?
Bayramları süsler yüzün
Sevgili, bir başka güzelsin bugün;
Ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün.
Güzeller bayram günleri süslenir:
Seninse bayramları süsler yüzün.
Bir an geçmek istiyoruz kendimizden
Bizim şarap içmemiz ne keyfimizden,
Ne dine, edebe aykırı gitmemizden;
Bir an geçmek istiyoruz kendimizden
İçip içip sarhoş olmamız bu yüzden.
Yok bil kendini, özgür ol da yaşa
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
Sonu yokluk madem bu dünyamızın
Yok bil kendini, özgür ol da yaşa.
Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma
Çıkma kendinden dışarı, serseri olma
Kendi içine sefer et erenler gibi
Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.
Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun
Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun
Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan’ın
Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun.
Yüce varlık bize bir beden verince
Sevmesini öğretti her şeyden önce.
Neyse hep odur benim sevgim ve sevgilim.
Evrenin özü doğruluk olaydı
Bir elde kadeh, bir elde Kuran
Bir helaldir işimiz, bir haram
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!
Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?
Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık
Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık.
Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi:
Oruç gemi ağızlarından çıkar, yazık!
Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde.
Böyle mi yaşardı iyiler dünyada,
Evrenin özü doğruluk olaydı?
Ne din umurumda, ne cennet, ne dünya!
Camiye gittim, ama Allah bilir niye:
Ne namaz kılmaya, ne dua etmeye.
Eskiden bir kilim aşırmıştım camiden
O eskidi, gittim yenisini yürütmeye.
Ne din umurumda, ne cennet, ne dünya!